SEÇİLEN DUYURU
| KAMUOYUNA DUYURULUR |
Tarih : İlçe Koordinasyon Kurulu tarafından
KAMUOYUNA DUYURULUR
Bizler çocukların bedensel ve ruhsal gelişimi ve sağlığı açısından büyük sakıncalar taşıyan Erken Yaşta Evliliklerle ilgili olarak görüşlerimizi ivedilikle kamuoyu ile paylaşmak gereksinimini duyuyoruz:
Bilindiği gibi, ergenlik dönemi çocuğun zihinsel, ruhsal, duygusal, sosyal açılardan olduğu gibi cinsel yönden de gelişimini sürdürdüğü bir dönemdir. Bu dönemde çocuk henüz olgunlaşmamıştır ve kimliği oluşmamıştır. Kendisini koruyan, kollayan ve destekleyen ebeveynlerinin sağladığı güvenli aile ortamı içinde gelişimini sürdürmesi gereken çocuk, ruhsal ve bedensel olgunlaşmasını tamamlamamış olduğundan, aile sorumluluğu üstlenmeye hazır değildir. Bilimsel olarak bugün artık çocuğun gelişimini tamamladığı ergenlik döneminin ruhsal gelişim bakımından 20'li yaşların içine uzandığı kabul edilmektedir. Zamanından önce yükleneceği eş ve anne rolü, cinsel ve toplumsal boyutları bakımından çocuğu örseleyecektir. Bu bağlamda çocuğu zamanından çok önce eş ve anne olmaya zorlamak ya da yönlendirmek, çocuğun cinsel, ruhsal ve belirli durumlarda fiziksel istismarı tanımı kapsamına girmektedir. İstismara maruz kalan çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, kaygı bozukluğu ya da disosiyatif bozukluk gibi ağır ve süreğen ruhsal bozukluklar gelişmekte, çocuğun yaşamsal işlevleri ciddi derecede bozulmaktadır.
Çok erken yaşlarda yapılan evliliklerde eş ve anne rolünü benimsemeye ruhsal ve duygusal yönden hazır olmayan genç kızların doğacak bebekleriyle ilişkilerinde sorunlar ortaya çıkmakta, çok hassas ve bebeğin sağlıklı gelişimi açısından büyük öneme sahip olan bağlanma süreci zedelenmektedir. Bu durum bebeklerin fiziksel ve duygusal istismarı ve ihmaline de yol açmaktadır. Olumsuz seyredecek olan ergen yaştaki anne ile bebek ilişkisinin bebeklerde ciddi ruhsal ve gelişimsel bozukluklara yol açtığını gösteren sayısız bilimsel çalışma vardır ve bilim dünyası bu görüş üzerinde birleşmiştir.
Cinsel istismar olgularında mağdura inanılmaması, mağdurun suçlanması, istismarcı tarafından ikna, tehdit, baskı gibi yöntemlerle susturulmaya çalışılması, ailesinin şikâyetçi olmasının engellenmeye çalışılması ya da şikâyetlerini geri çekmeleri için baskıya uğratılması gibi dayatmalar sık görülmektedir. Ailenin şikâyetini geri çekmesi, çocuğun yaşamış olduğu travmayla baş başa kalmasına, kendisini dünyada yalnız, terk edilmiş ve çaresiz hissetmesine yol açarak travmanın etkilerinin ağırlaşmasına neden olmaktadır. Kendini savunma gücüne sahip olmayan, ailesi baskı altında geri çekilen çocuğa toplumun ve devletin sahip çıkması, çocuğun mağduriyetinin devlet eliyle, yasalar yoluyla durdurulması, istismarcının cezalandırılarak adaletin gerçekleştirilmesi ve toplumun doğru yasal ve eğitim uygulamalarıyla eğitilerek bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim gelişmiş toplumlarda bu konuya özel bir duyarlılık gösterilmekte, yasaların oluşturulması ve uygulanmasında yalnızca ve yalnızca çocuğun hakkı ve yüksek yararı gözetilmektedir.
ERKEN YAŞTA EVLİLİK SEBEPLERİ:
1- Küçük yaşta cinsel ilişki, kız kaçırma vb. sonucu evlenmeye zorunlu rıza gösterme
2- Ergenlikle birlikte ebeveynlerin bakmaktaki güçlükleri
3- Yaşanılan çevredeki toplumsal inanış “Nikâhta keramet vardır”, “Erken evlenen döl alır, erken yola çıkan yol alır”
4- Akraba evlilikleri/ birlikte büyürler vb. yönündeki yaklaşımlar
5- Dini inanışlar. Günah ve sevap kavramlarıyla yaklaşımlar
6- Ekonomik sıkıntılar. Zengin eve gelin olma veya zengin eve damat olma–Dünür olma düşüncesi
7- Ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin kaybı ile çocukların erken evlenmelerine rıza gösterme
8- Birlikte yaşanılan geniş aile tiplerinde ve daha çok kırsal kesimlerde evde işlere yardım edecek birine olan ihtiyaç
9- Yurt dışına çıkma veya eşlerden birinin yasal bekleme süresini doldurma düşüncesi
10- İlköğretim sonrası öğretime devam etmeme
11- Olumsuz medya yayınları/ Evlilik kurumunun pembe görüntüyle izleyicilere sunulması
12- Evlenip toplumda kabul görme isteği/Adam olmak.
13- Kızlar için evde kalma korkusu
ERKEN YAŞTA EVLİLİK SONUÇLARI:
1- Erken yaşlardaki evliliklerde yaşanan doğum vakalarında bebeklerde fiziksel ve biyolojik gelişimlerini tamamlayamadan doğum riski oranının artması
2- Erken yaşlardaki evlenen kişilerin kendi sağlık durumlarındaki yaşam riskinin artması
3- Psikolojik rahatsızlıklar
4- Eşlerden birinin diğerini aldatması, yeni bir eş arayışları
5- Erken olgunluk ve yaşanmamış çocukluk
6- Cinsel uyumsuzluklar
7- Boşanmalar
8- Fiziksel ve biyolojik erken yaşlanmalar
9- Zorunlu kabul edişler
10- Bütün bu olumsuz etkiler çocuğun yaşamını olumsuz etkilemekle kalmayıp, dünyaya getireceği çocuklarının da sağlıklı gelişimlerini risk altına sokacaktır.
ERKEN YAŞTA EVLİLİKLERİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN:
1- Anne-babaların ve çocukların evlilik kurumunun gerekleri, şartları vb yönleriyle bilgilendirilmesi
2- Yanlış toplumsal inanışların ortadan kaldırılması
3- Resmi nikâh anlayışının yaygınlaştırılması
4- Dini inanışlarla yasal düzenlemelerin ortak yönleriyle birleştirilmesi
5- Küçük yaşlardaki eğitim seviyesini artırmak/ Zorunlu eğitim çağının artırılması
6- Sağlıklı cinsel eğitim dönemleri hakkında bilinçlendirmek
7- Evliliklerde neden olabilecek ekonomik güçlük sebeplerini ortadan kaldırmak
8- Aile ve evlilik danışmanlığı kavramıyla ilgili toplumu bilinçlendirmek.
ÇEVREYE OLUMSUZ YANSIMALARI:
1- Evlilik kurumunun kutsallığını yitirmesi
2- Parçalanmış aile çocukları; çocukların toplumsal uyumu konusundaki sıkıntıları
3- Eşlerden birinin ya da her ikisinin de Sorunlar karşısında eziklik/düşkünlük yaşaması
4- Aile geçiminde sıkıntılar
5- Evlilik dışı ilişkiler
6- Toplumsal pozisyonlarında sarsılmalar
2008 yılı içerisinde İlçemiz belediyesinde yapılan 283 nikâh akdinden 18 yaş altı; 16’sı ana baba rızasıyla 4’ ü ise mahkeme kararıyla gerçekleşmiş
2009 yılının ilk altı ayında ise 101 nikâh akdinden 18 yaş altı; 6’sı ana baba rızasıyla 2’si ise mahkeme kararıyla gerçekleşmiş
Bu sonuçlara bakılarak her geçen gün evlenme yaşının arttığını söyleyebiliriz
İlçe Koordinasyon Kurulu olarak bizler, Erken Yaşta Evlilik fikrine karşıyız. Türk toplumunun temeli olan aile yapısını korumanın yolunun çocuk kadınlar / çocuk anneler yaratmak olmadığını savunuyoruz. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
|
| |
|